21 Mayıs 2011 Cumartesi

Bireyin karşında toplum.

Birey olmak, bir topluluğun üyesi olmaktan çok daha zordur. Birey olmak, karar vermek ve verdiğin kararın sonuçlarına katlanmak demektir. Birey olmak, sorumluluk almaktır, birey olmak yetki kullanmaktır. Birey olmak yeri geldiğinde kendini kısıtlamaktır. Birey olmak gerçekçi olmaktır.

Dinler, toplumsal ideolojiler ve ulvi düşünceler bireyi sevmez. Toplumu ve toplumun çıkarlarını savunur. Birey onlar için toplumun yararına gerekirse gözden çıkartılacak bir nesnedir. Onlar için zamanında tebalaştırılımış geniş halk yığınları vardır. Biat etmek, sorgulamadan kabul etmek zorundadırlar.

Baba, peygamber, kral, padişah, reis, lider, başbuğ, önder, şef aslında bireyi ezen ve kendi aşağılık çıkarlarını ulvi gerekçelerin arkasına gizleyen koordinasyon yeteneğine haiz asalaklardır. Böyle asalakların ve asalaklık sisteminin şerefli görüldüğü toplumlar hala dikey organizasyon şemalarıyla yönetilirler. Dikey organizasyon şemalarında ise başarı önündekinin ayağını kaydırmak, altındakinin üstüne basmakla sağlanabilir. Yine bu tür şemalar, düşman-rakip sistemlerin varlığına, bu düşmanların toplumu ele geçirip dilediklerini yapacakları, gerekirse gizli gündemleri bile hayata geçirecekleri safsatasını yaymayı özellikle kendi çıkarlarına uygun bulurlar.

Toplumcu ortamlarda yetişmiş insanlar sürüsü, birey olmaktan korktuğu için durmadan gelip kendilerini kurtaracak bir kurtarıcı, bir ata arayıp dururlar. Toplum iyice kokuşmuşsa, o lider hiç bir zaman gelmeyeceği için geçmişte kalmış en ideal şefi zihinlerinde hala onu onurlandırmay, medet ummaya devam ederler. Onlara kalsa, başa gelecek dürüst ve temiz sadece 5 kişiyle her şey çok farklı olacak, toplum şahlanacak, çekilen acılar ve ızdıraplar sonar erecektir. O beş kişiden birisi olmaya da namzet değillerdir aslında. Sonuçta bir çok karar vermek zor olacaktır, ayrıca kendi klanına, aşiretine, cemaatine, sülalesine, hemşehrisine yani birey olmadan kendini tanıtlama olanağı sunan tüm ilkel ilişkiler ağına o da aynı şekilde toplumun yararına karlı işleri peşkeş çekecektir. 

Sonuçta asla olmamış bir geçmişin şanlı hayaliyle, sürekli yarı uyur bir vaziyette, yetiştirildiği komutlara uygun rüya gibi bir yaşamı yaşamanın, gerçekliğin acımasızlığınakatlanmaktan çok daha kolay olduğunu kabul etmek gerekir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder